GÜZ KUZULARI

0

Güz Kuzuları

Güz Kuzuları
Eskiden ilkbaharda gördüğümüz kuzulu koyunları, sonbaharda da görmeye başladık.
Çocukluk Arkadaşım Muharrem Göktepe, oğlu Yakup’un kuzularını yayılmaya alışması için evlerin yanında otlatmaya çıkarmış.
Sevimli kuzuları seyretmeye doyamadık.
Bir otluyorlar bir begirerek annelerine koşup emişiyorlar. Sonra hoplaya zıplaya yayılmaya başlıyorlar.
Köyümüzde koyunculuk yavaş yavaş gelir getirecek seviyeye ulaşıyor.
Köyümüzde küçükbaş hayvancılığın gelişmesi için merkezi hükümet tarafından yem ve besi damı desteği sağlanmalıdır.
Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

Hemşehrilerimizle Hemhal Olmak İstiyoruz

0

Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

Hemşehrilerimizle Hemhal Olmak İstiyoruz

Dayanışma, hem acı günlerde, hem de sevinçli günlerde olmalıdır. Çünkü, acılar paylaştıkça azalır, sevinçler paylaştıkça artar.

Sorkun Kasabası Kalkınma Ve Dayanışma Derneği http://sorkunder.com/ ve http://sorkunkasabasi.com/forum/ sayfalarımızda Köyümüzle ilgili kaynak bilgilere ulaşabilir; kültürümüzle ilgili bilgi ve birikimlerinizi, duygu, düşünce, izlenim ve görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.

Bozkır Sorkunlu olarak birlikte daha güçlü ve daha mutlu oluruz. Esen kalın.

Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

Yazışma Adresi: sorkun-der@hotmail.com.tr

ATA YURDUNA ÖZLEM

0

Atayurdu

Atayurdu

ATA YURDUNA ÖZLEM

İnsanın yaşadığı yeri değiştirmesi kolay değildir ama yaşadığı yeri güzelleştirmesi oldukça kolaydır.

Babaocağına gidilmediğinde  bakılmadığında; yani kendi kaderine terkedildiğinde ortalığa garip bir hüzün çöker.

Yazın, güzün, kışın ve baharın hüznü bir başka oluyor.

Beyazlara bürünerek kışın sessizliğini, doğanın canlanmasıyla kuşların cıvıltılarıyla baharın coşkusunu, güneşin ısıtmasıyla canlıların tüm renkleriyle yazın gülümsemesi ve de yeniden dirilmek üzere yaprakların sararıp dökülmesiyle hazanın ağlaması, ayrı ayrı birer hüzün. Kelimelerle ifade edemem.

Her mevsim gelip yaşamak gerekir; atayurdunda.

Bu yılda geldik eşimle babaocağına,

Bir ışık yaktık komşular farketti,

Çalı çırpıdan ateş yaktık ocağına,

Pilav pişirdik yoğurtla yedik,

Açlığımızı giderdik şükrettik bugünümüze,

Balkona oturup seyreleyledik mahalleyi,

Gelen giden selam verdi hoşgeldiniz deyi,

Dostlarımıza kahve çay ikram ettik,

Gönül hasret giderdi acı tatlı anılarıyla,

Atamızdan emanet kaldı bu ocak,

Anam atam nur gölünde yat,

Çocukların size minnettar olacak her zaman.

Atalarımız, “Bülbülü altın kafese koymuşlar ah vatanım demiş.” derlerdi.

Kaldığın yer her ne kadar güzel olursa olsun, kendine ne kadar iyi bir ortam sunulmuş olursa olsun, yine de kendi vatanında, doğup büyüdüğün yerde yaşamak ister; başka bir yerde yaşamaya başladığında kendi memleketine özlem duyar; insan.

Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

Sorkun/Sugözü, 02.09.2021

ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

0

Zafer Bayramı

Zafer Bayramı, 30 Ağustos 1922′de Dumlupınar’da Atatürk’ün başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’u anmak için Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde her yıl 30 Ağustos günü kutlanan resmî ve ulusal bir bayram. Büyük Taarruz’un zaferle sonuçlanması ve işgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmeye başlamasıyla Sevr Antlaşması geçerliliğini kaybetmiştir.

Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

BOZKIR DEYİNCE

0

Bozkır Deyince

BOZKIR DEYİNCE

Bozkır insanı, gittiği her yerde alışveriş de sosyal hayatta doğruculuğuyla; çevresine hep güven vermiştir.

Alman Sanayici Robert Bosch’un dediği gibi: “İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim” demiş.

Bu sözüyle güven, insan olmanın en büyük özelliği olduğuna dikkat çekmiştir.

Bozkırlı Ali Dayıya sormuşlar:

“Ali Dayı:

-Bozkırlı olmasan ne olurdun?

-Valla çok mahçup olurdum, yeğen.” demiş!

(Mithat Arı, Emekli Öğretmen/İzlenimlerim)

Aklını ve vicdanını birleştirebilen, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilen gönül dostu hemşerilerimize; gönülden sevgi ve selamlarımı arzederim.

Sağlıcakla kalın.

Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

CİĞERLERİM YANIYOR

0

Ciğerlerim Yanıyor

Ciğerlerim Yanıyor

Yurdum ormanları alev alev yanıyor
Yeşil dağlar oldu kara dağlar
Güzel vatanım karalar  bağlıyor
Yüreğim biçare kan ağlıyor
Dünya bize miras değil emanetti
Kuşlar böcekler tüm canlılar kavruldu
Ciğerlerim Yanıyor

Ciğerlerim Yanıyor

Gelecek hayallerimiz yandı bitti kül oldu

İnsanlar yaptıklarıyla kara günlere kaldı
Yurttaş Hüseyin Çetin
Sorkun/Sugözü, 08.08.2021

BOZKIR’IN ESKİ CUMA PAZARLARI

0

Tarihi Bozkır Hükümet Konağı

BOZKIR’IN
ESKİ CUMA PAZARLARI
Perşembe gününden hareket başlardı.Yörükler develerle eşeklerle gelir pazara hem renk hem bereket katarlardı.
Yaylalarda ürettikleri hilesiz koyun peynirleri perşembeden satılmaya başlardı.
İlçemize bağlı 72 köyün insanı pazarı doldurduğu gibi civar ilçe ve köylerinden de insanlar akardı pazarımıza.
En önemli araç eşekler ve kamyonlardı.
Köylümüz ürettiği her türlü sebze,meyve bakliyat gibi ürünleri eşeklere yükler gün doğmadan pazara gelirdi.
Mevsimine göre sandık sandık domates,salatalık,biber genellikle Fart’tan
Küfelerle üzüm Asarlıktan,kiraz Ulupınardan…
O kadar zengin ve çeşitlilik hiç bir pazarda olmazdı.
Ürünler doğaldı fenni gübre ilaç kullanılmazdı.
Pazar köylülerimizin buluşma günüydü.
Esnafında yüzü gülerdi.Köylü bereket getirirdi kasabaya.
Köylümüz sattığını satar alacağını alırken öyle şimdiki gibi bir kilo iki kilo almaz çuvalla sandıkla alırdı.
Plâstik kasa ,poşet,naylon yoktu.Sepet ,sele,küfe(köfün) heybe,tehliz çuval,kıl çuval,tahta sandık kullanılırdı.
Yayladan getirilen karla karlama yapılır temmuz sıcağında serinlerdik.
Rahmetli Bakı dayının dondurması Cuma Pazarının bir numarasıydı bence.
Bizde çeşmenin yanına bakır kapları yayar  güzel satış yapardık.
Kahveciler,Lokantacılar müşteriye yetişmekte zorlanırlardı.
İkindiye doğru köylümüzün köyüne dönme telaşı başlardı. Eşekler bağlandıkları yerden alınır ücreti ödenirdi. Heybeler çuvallar yüklenir köyün yolu tutulurdu.
Kamyonlarla gelenler salkım saçak eşyalarının üzerine biner öyle dönerlerdi köylerine.
Akşam olunca kasabanın içini mis gibi bir koku kaplardı. O koku zeytinyağında kızarmış Sogla (Suğla)’nın karabalıgı sazanı kokusu olurdu…
Şimdi o güzel,bereketli günleri arıyoruz ama hiç olmazsa biz yaşadık o günleri…
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer..
Kalın sağlıcakla…
Sabahattin Otçu

Teşekkürler Sabahattin Otçu
Hükümet Konağının yanında çok patates fasülye sattım. Yıl 1965 yaş 11 idi hatırlayabildiğim kadarıyla.
Bir  Cuma Pazarı sabah erkenden iki kişi  geldi. Patates kaç kuruş dediler.
50 Kuruş dedim.
Tamam dediler. Biri dizledi  pateateslerin irilerini seçmeye başladı. Seçmeyin alacaksan seçmeden al dedim.
Kaymakama alıyorum; dedi. Kaymakamından başlatma dedim. Meğer yanındaki Kaymakam mış.
Çocuğun dediği gibi al dedi. Geçmiş gün aklımda kalmadı. 6 kilo patatesimi alıp gittiler.
Şimdiki zamanlarda öyle olgun yöneticileri mum ışığıyla arar oldum.
Sabahattin Otçu, anınızı alıntı olarak paylaşacağım izninizle.
Sevgi ve saygılarımla.
Hüseyin Çetin, SorkuDer Başkanı

İletiyi düzenle

MOBBİNG/GÜCÜN KÖTÜYE KULLANIMI

0

Yurttaş Hüseyin

Devletin verdiği yetkiyi veya nüfus ve parasının gücünü, haksızlığa ve vicdansızlığa sebep olacak şekilde kullananlara hakkımı helal etmiyorum; gönül dostlarım, siz de helal etmeyiniz.
Dik durup hak mücadelesi yapın.
Yaşam kutsaldır.Her insan onuruyla yaşamalıdır. Allah, bizi bu dünyaya insan olarak getirdiğine göre; mükemmel olamasak bile en iyi insan olmaya çalışalım.
Sevgiyle sağlıcakla kalın Yurdum İnsanı.
Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

İletiyi düzenle

5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ

0

Doğa

Deşarj

Marmara Denizi/Sonuç

5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ
İnsanların çevreye olan duyarsızlıkları sonucu; insanlık, kendi yaptıklarıyla kendi sonunu getirecektir.
Kur’anı Kerim’in Rûm Suresi – 41 . Ayet Tefsiri diyor ki:
“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara ­tattırıyor.”
Bilimsel verileri dikkate almayan yetkili ve etkili kişiler, misafir olduğumuz bu dünyayı yaşanmaz kılınmasına seyirci kalmaktadır. Doğal çevresini hor kullananlar, hem bu dünyada hem öbür dünyada hesabını verebilecekler mi acaba? İnancım odur ki; veremiyeceklerdir.
Ülkemde, kara da maden aramalarında, hatta dışarıdan çöp/atık madde ithal edilerek, deniz de fabrikaların atıkları ve kanalizasyonlar denizlere deşarj/boşaltılmak suretiyle, havada/atmosferde teknolojide, buzdolabı, aydınlatma araçlarında kullanılan uçucu gazlar, fabrika bacaları; uluslararası tedbir kararları alındığı halde birçok gelişmiş ülkeler dahil aldıkları kararlara uymamaktadır.
Son olarak dünyayı saran salgın hastalıklar ve Marmara denizinde yaşananlar, doğal felaketin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir.
Çevreye duyarlı bir yurttaş olarak duygularımı ve bildiklerimi bu kadar ifade edebiliyorum.
Gerisini bilim insanlarının verilerine ve de bu verilerin gereğini yapacak yetkili ve etkili kişilere bırakıyorum.
5 Haziran Dünya Çevre Gününü, geleceğimiz açısından iyi dileklerimin dışında kutlayamıyorum; üzgünüm.
Hüseyin Çetin
Bozkır/Sorkun, 05.06.2021

ATAM SANA MİNNETTARIM

0

Yurttaş Hüseyin

GENÇLİK HAFTASI

ATAM SANA MİNNETTARIM

Gelibolu’da Çanakkale geçilmez dedin, Osmanlı’nın şerefini kurtardın.

Kurtuluş Savaşı’nda hattı müdafaa yok sathı müdafaa var dedin, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdun.

Ay yıldızlı bayrağımızı yurdumun üstünde dalgalattın, dünya’nın mazlum milletlerine örnek oldun.

Yurtta sulh, cihanda sulh dedin, dünyaya barış ve güvenliği hedef gösterdin.

Tekke ve zaviyeleri kapattın, müslümanların kutsiyetini korudun.

Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin dedin, engin ufuklara açılan yollarımızı aydınlattın.

Cemalini görmesem de Sen, benim ruhumdasın, Atam sana minnettarım!

Benim en büyük eserim dediğin Cumhuriyet’e sahip çıkan gençlere hakkını helal et Atam.

Kurtuluş Savaşı’nı keşke Yunan kazansaydı diyen nankörlere, hakkını helal etme Atam.

En büyük Türk Atatürk; ruhun şad, doğum günün kutlu olsun!

Hüseyin Çetin (Konya, 19.05.2021)

Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! (1927)
Go to Top