Haslet Duygularımızı Yaşatalım

0
Sorkun Kasabası Kalkınma Ve Dayanışma Derneği

Sorkun Kasabası Kalkınma Ve Dayanışma Derneği

Sorkunlu,milletimizin ortak değerlerinin yaşatılmasına,neme lazım diyerek duyarsız kalamaz ve de kalmamalıdır.

Bayramlarda, düğünlerde, cenazelerde,
hastalıklarda, afetlerde,
muhtaç olduğu tüm zamanlarda;
gönülden gönüle bağ kurup birlikte olmalıdır.
Haslet duyduğumuz bu özellikleri yaşatmalıyız.
Sağlıklı ve mutlu kalın.
Hüseyin Çetin-SorkunDer Baskani

Sorkunlu,milletimizin ortak değerlerinin yaşatılmasına,neme lazım diyerek duyarsız kalamaz ve de kalmamalıdır.Bayramlarda, düğünlerde, cenazelerde,hastalıklarda, afetlerde,muhtaç olduğu tüm zamanlarda;gönülden gönüle bağ kurup birlikte olmalıdır.Haslet duyduğumuz bu özellikleri yaşatmalıyız.Sağlıklı ve mutlu kalın.

Hüseyin Çetin-SorkunDer Baskani

SorkunDer Demokrasi Mitinginde

0

SorkunDer Yönetim Kurulu

Değerli Hemşerim,

Ülkemiz, büyük bir badireyi atlattı.
Gün birlik günüdür.
Mevzu olan vatansa gerisi ayrıntıdır.
Gurup arkadaşlarımın ayrıştırıcı ifadelerden geri durmalarını hasleten rica ederim.
Allah birlik ve beraberliğimizi daim kılsın.
Sevgide,tasada,kıvanç da yurttaş olarak vatan ortak paydasında birlik ve beraberlik içinde olalım.
Konya Mevlana Meydanına hergün akşam (24 gün) giderek Demokrasi nöbeti tutan ve aynı duyguları paylaşan değerli hemşehrilerimi SorkunDer olarak tebrik ediyor,kutluyoruz.
Demokrasimizin, herhangi bir kesintiye uğramaması için Milletçe,devletimizin güçlenmesine ve demokrasimizin gelişmesine yurttaş olarak hep birlikte katkı vermek birinci görevimiz olmalı.
Bize 15 Temmuz 2016 acısını yaşatanlara lanet olsun.
Cumhuriyetimizi koruyan şehitlerimizin ruhu şad olsun.Gazilerimize de acil şifalar dileriz.
Yaşasın T.C.Devletimiz.Yaşasın demokrasimiz.

Hüseyin Çetin-Sorkun Kasabası Kalkınma Ve Dayanışma Derneği (SorkunDer)  Başkanı

BOZKIR İNSANININ KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ İZLENİMLERİM

0

Mithat Arı - Emekli Öğretmen

Kıymetli Bozkırlılar; öncelikle şunu belirtmek isterim. Belirteceğim izlenimleri bir akademisyen(psikolog, sosyolog vb.) gözüyle yazmıyorum. Çünkü ben akademisyen değilim.
İçinde bulunduğum toplumu, yaşamım süresince gözledim. Tarihi süreç içinde geçmişinde yaşadıkları olaylardan, söylenen fıkralardaki kişilik yansımalarından, halk hikayelerinden, şiirlerinden, türkülerinden vb. sözlü ürünlerinden edindiğim birikimleri aktarmaya çalıştım.
Ayrıca Bozkır da, İstanbul’ da, İzmir’ de, Ankara’ da vb. yerlerde bulundum. Oralardaki yaşamlarını gördüm. Her meslekde görev yapan, Bozkırlı esnaf, işçi, memur, bürokrat vb. leri ile başka yerlerin insanlarını kıyasladım. Tüm bu birikimleri birleştirip aktarmaya çalıştım. Sadece kendi gözlemlerim, izlenimlerimdir. Herhangi bir övgü, yergi vs. amacı güdülmemiştir. Eleştirilerinizi buna göre yapmanızı rica ediyorum.
Bu güne kadar bölge insanının bu yönü herhangi bir inceleme tez, tez konusu vb. şeklinde yazıldığını görmedim. Varsa da bulamadım. Gelecekte okunur, küçük bir tebessümle anılır belki.
Objektif bir inceleme olduğuna inanıyorum. Hata ve eksiklerim için şimdiden af diliyorum.

Mithat ARI

Bozkır’ ın Coğrafi Konum İtibariyle Yeri:

Bozkır ilçesi 37,11 derece kuzey enlemi ile 32,15 derece doğu boylamı arasında yer almaktadır. Ortalama yüksekliği 1200-1500 metredir.
Bozkır ilçesi Türklerin Anadolu’ daki bütün izlerini taşıyan; Büyük Selçuklular beylikler ve Osmanlı dönemlerinin yerleşim, bilim ve uygarlıklarına sahne olmuş bir bölgedir.
Bölgede vatanına, milletine bağlı, çalışkan, dürüst, güçlü ve mert insanlar yaşar. ‘Geçmişini bilmeyenin geleceği olmaz.’ sözünden hareketle mümkün oldukça kronolojik bir sıralama ile bölge insanını kişisel gözlenlerimle çok yönlü tanıtmaya çalışacağım.
Önemli ulaşım yollarının üzerinde bulunmayışı, dağlık ve elverişsiz coğrafyası nedeniyle insanlarının cesur bir yapısı vardır. Bozkır, Hadim, Yalıhüyük, Ahırlı ilçe ve köylerinin bulunduğu coğrafi bölge antik dönemde İsauria olarak bilinmektedir. Ancak bu bölgenin sınırları daha da geniştir. Konya, Karaman ve Mersin il sınırları arasında kalan Orta Torosların dağlık kısımlarını kapsar. Bölgeyi tarhiçi Herotodos da Cilicia(Kilikya), Dağlık Kilikya olarak adlandırılır. İsauria bölgesinin başkenti Bozkır’ a 16 km uzaklıktaki Ulupınar köyü yakınlarındaki Zengibar Kalesi’ dir.
Bölgede geçmişte yaşayan milletlerin tarih sırasına göre sıralarsak:
M.Ö 2200 yıllarında Lwiler
M.Ö 2000 yıllarında Hititler(Etiler)
M.Ö 546 yıllarında Persler
M.Ö 395 yıllarında Romalılar
M.Ö 333 yıllarında Doğu Roma, Bizanslılar
1176 yılında Türklerin Konya’ yı başkent yapmaları ile İsauria bölgesi Türklerin eline geçmiştir. Türk egemenliğinde Selçuklular, Karamanoğulları, Osmanlılar yaşadı. Şimdi TC devleti vatandaşı olan Türkler yaşamaktadır.
Belirtildiği gibi bölge dağlıktır. Bu coğrafi yapı bölgede yaşayan insanları zorunlu olarak mücadeleci yapmıştır. Belirttiğim milletler hep bölgeye hakim olmuşlar, yaşamlarını devam ettirebilmek için devamlı savaşmak zorunda kalmışlardır. M.Ö Roma ve Bizanslılar sıkıştıklarında bölgeden savaşçılar toplayıp savaşlar kazanmışlardır. İsaurialı olan Zenon M.S 474 – 491 yılları arasında Bizans İmparatorluğunu ele geçirerek Bizans’ ı bu bölgeden yönetmiştir.
Bölgede halen mevcut bir çok tarihi eser bölgenin önemini göstermektedir. Bu durum bile mücadeleci insanların yaşadığını ortaya koymaktadır.
Selçukluların, Osmanlıların önemli ve cesur askerleri çoğunlukla bölgeden seçilirlermiş. Tarih bu askerlerin efsane ve öyküleriyle doludur. Son savaşlardan olan 1. Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşı, Kurtuluş Savaşında bölge insanlarının kahramanlık öyküleri dillerden düşmez. Bu savaşlarda bölgede şehit vermeyen ev yoktur. Böyle cesur insanların yaşadığı yerler billindiği gibi çetin doğa şartlarının bulunduğu coğrafi bölgedir.
Coğrafi şartlar insan yaşamını her yönden etkiler. Coğrafi şartlara üstün gelememe fobisi insanı mücadeleci yapar. Zorunlu olarak doğa koşullarıyla mücadele etmek zorunda kalır.
Canlılar coğrafi yapıya göre uyum yaparlar. İnsanlar da aynıdır. Coğrafi yapıya ezilmemek için mücadele ederler. Bir yenme azmi oluşur. Yiyim, Giyim, adetler, gelenekler, uğraşlar vb. hep bu koşullara göre oluşur. Rahat bir ortamda yaşayanla zor şartlarda yaşayanların mücadelesinin bir olmadığı gerçektir.
Bu tür yaşam nesilden nesile geçip bölgede devam ediyor. Bölgede yaşayanların özelliklerini Türkler’ de de görülmesi bundan olsa gerek.
Günümüze baktığımızda bölge insanında belirtilen özellikleri görebiliyoruz. Başarma ve üstün olma iç güdüsü bazı bölgelerle kıyaslanınca bariz görülebiliyor.
Bozkır insanının mücadeleci yapısının sadece coğrafi şartlardan aldığını söyleyemeyiz. Bu şartlarda mücadele edip üstün olma özelliğini biraz olsun keskinleştirmiş diyebiliriz.
İnsanlarımız zorunlu olarak geçimlerini kendileri temin etmiştir. Geçinebilmek için de yurdun her tarafını, her şartta dolaşıp, çalışmıştır. Yurtiçinde kalmayıp dünyaya açılmışlardır. Bozkır halkı eğitim ve öğretime her zaman açık olmuştur. Fırsat bulan değerlendirip başa oynamaya çalışmıştır. Kapalı bir cevre özelliği taşımaz. Yeniliklere açıktır.
Hep kendi öz gücüne güvendiği, minnetsiz oluşu da sağlam bir kişilik oluşturmuştur.
Bölge insanında öne çıkma, üstün olma fobisi sorumluluk duygusunu geliştirmiştir. Sorumlulukla çalışan kişilerin azimli ve başarılı olmaları gerçektir. Başarılı olmaları nedeniyle öz güvenleri artmıştır. Bozkır insanı bu nedenlerden bağımsız yaşamayı her zaman tercih etmiştir.
Bir başkasına boyun eğmemek kişiliklerine uymadığından çalışkan ve tutumludurlar. Kendi el emeği ile ve alın teriyle yaşamını sürdürdüğü için minnetsizdir. Bu yüzden de biraz dik başlı ve asabidir.
Bozkır insanının kendine olan güveninden olsa gerek haksızlığa ve zulme katlanamazlar. Bölge insanına kolay kolay haksızlık yapamazsınız. Haksızlığa boyun eğdiremezsiniz. Bu özellik genlerine işlemiştir. Bozkırlı her nereye gitse kendini göstermeye çalışır. Lider, baş olma özelliği vardır. Bu durum göç ettiği yerlerde açıkca gözlenebilir.
Bulunduğu topluma kolay uyun sağlar. Kişilik yapısı gereği güvenilirliği ön plana çabuk çıkar.
Yardımlaşma acıma duyguları fazladır. Bu özelliğinden bazende zarar görür. Hiç bir zaman önce ben demez. Çevresinde dürüst, çalışkan, ırz ve namusuna düşkün olarak tanınır.
Kötü alışkanlıkları yok denecek kadar azdır. Hırsızlık, uyuşturucu kullanımı, yasal olmayan kazanç edinme vb. Bozkır insanına uymaz.
Toplumsal örgütlenmelere yatkındır. Bu örgütlenmeler genellikle yardımlaşma ve eğitim amaçlıdır. Örgütlerini kendi öz güçleri ile devam ettirirler. Devlet ve yerel yönetimlerden yardım görmezler. İstemeyi de gururlarına yedirmezler.
Siyasi örgütlenmede çok zayıftırlar. Başka bölge insanlarını çokca ön plana çıkarırlar. Kendi içinden çıkan siyasilere ve brokratlarına yeterli sahip çıkmazlar. Bu durum bölge insanlarının yararına değildir.
Zamanla telkinlerden kurtulup diğer konularda olduğu gibi özüne sahip çıkmaları dileğimiz olmalıdır.
Bozkır kökenli üst makamlarda gördüğümüz ve mesleklerinde başarılı kişilerin hemen hemen hepsi kendi çabalarıyla bulundukları yere gelmişlerdir. İcazetli veya destekli olanı yok denecek kadar azdır. Bilgileri, çalışkanlıkları, aranır olmaları nedeniyle bir yerlere gelmişlerdir.
Bozkır insanında aile bağları kuvvetlidir. Zor şartlardan gelmiş olmaları bu bağı kuvvetlendirmiştir. Uzak akrabalık bağları olanlar birbirleriyle ilişkilerini sıcak tutmaya çalışırlar. Yerine ve durumuna göre yardımlaşırlar. Bu durumdan zarar görmezler. Birbirlerine gönül bağları sıcaktır.
Önce kendine güvendiğinden bölgede hırsız, dilenci görülmez. Eskiden bu yolda olanlar ayıplanırdı. Bozkır insanının bu güzel özellikleri son yıllarda az da olsa değişime uğramaktadır. Tembelleşme bağnazlık vb. gibi bozulmalar izlenmektedir. Bu bozulma geneldeki izlenen politikaların bölgeye yansıması olsa gerek. Oy hesabı ile devlet yardımı(Sadaka), din üzerinden politika izleme gibi tutumlar Bozkır insanının güzelliklerine gölge düşürmeye başlamıştır. Dileğimiz özünü kaybetmemesidir.
Yöre insanı okumaya, aydınlanmaya bilim ve teknolojiye açıktır. Dini, dünyevi bütün bilimlere heveslidir. Cumhuriyet döneminin özellikle ilk yıllarında Bozkır insanı köylerinde okullarını imece usülüyle kendileri yapmışlardır. Her Bozrkırlı çocuğuna iyi bir eğitim yaptırmak ister. İmkanları dahilinde eğitim aldırır. Okuma oranı yüksektir. Son yıllarda yüksek tahsil yapan Bozkırlı çoktur. Eğitimde kadın erkek ayrımı yapılmaz. Kaç-göç olayı olmaz. Kadın erkek birlikte çalışır. Birlikte oturur, birlikte yer içerler. Bir çok meslekte başarılı olmuş ve devam etmekte olan Bozkırlı kadın ve erkek çoktur.
Bozkır insanı bölgenin yetersiz toprak ve doğal şartları nedeniyle bölge dışında çeşitli iş kollarına yönelmiştir. Sanat ve ticaret bu iş kollarının en önemlileridir. Küçük yaşta gurbete çıkanlar sanat öğrenmişlerdir. Küçük atolyeler kurarak ticarete başlamışlardır. Önüne çıkan fırsatları değerlendiren, fırsat yaratanlar oldukça başarılı olmışlardır. Sermaye, bilgi ve beceri birikimlerine göre ticaret yapmışlar ve devam etmektedirler. Devlet desteği, kredi kullananı pek yoktur. Bazı iş kollarında söz sahibi sanayici, toptancı, imalatçı vb. çoktur.
Bozkır insanının ticarette başarılı olmasındaki en büyük etken çalışkanlığı ve dürüstlüğüdür. Sözünün eri oluşu başarıyı kolaylaştırmıştır. Bozkırlı esnaf güven verdiği için alım ve satımda zorlanmamıştır. Son zamanlarda bu durum biraz zedelense de diğer bölge insanlarına göre yine de artı puandır.
Belirtmeye çalıştığımız gibi Bozkırlı her işte baş olmak ister. Geri kalmak istemez. Ticarette de bu özellik kendini gösterir. Aynı işi yapan iş adamları arasında saygınlığı vardır. Bu da sözünün arkasında durmasındandır.
Bozkırlı hiç bir zaman ekonomik durumunu öne çıkarmaz. Bu yönüyle övünmez. Makam, mevki gibi konumlarını göstermemeye çalışır. Saygınlığını, dürüstlük, mertlik, çalışkanlık gibi özellikleriyle gösterir.
Bozkır dışındaki Bozkırlı bölgedekinden en az elli altmış kat fazladır. Ege bölgesindeki ‘Kırlı’, Konya bölgesindeki ‘Dağlı’, Ankara ve İstanbul’ daki ‘Konyalı’ olarak tanınan insanların çoğunluğuı Bozkırlıdır. Çok göç vermiştir. Gittikleri yerlerde köyler, kasabalar oluşturmuşlardır. Çalışkan, dürüst, güvenilir imajını hep korumuşlardır. Belli bir sürenin sonunda hep söz sahibi olmuşlardır. Nereye göç ederlerse etsinler ilini ve ilçesini en iyi şekilde temsil etmişlerdir. Bozkırlıyım dendiğinde çoğu esnaf, senet, kefil istemezdi. Şimdi bile bu duruma rastlanır.
Bozkır insnaında sadistlik, ırz namus ahlaksızlığı, hırsızlık, dilencilik, dolandırıcılık kısaca yüz kızartıcı olaylar genelde yoktur.
Bu özellikler Bozkır insanını artıları, sermayesidir. İnsanlara fazla güvenmesinden bazı maddi zararlara uğrasa da yıkılmazlar.
Özetlemeye çalışırsak:
Bozkır insanı çalışkandır, güvenilir, dürüsttür, azimlidir. Sorumluluk taşır. Liderlik, baş olma isteği içgüdüsel olarak mevcuttur. Merttir. Irzına namusuna sahiptir. Dilenci, hırsız, kumarbaz vb. kötü alışkanlıkları yoktur. Onurludur. Bu özellikleri taşıdığı için de gururludur.
Avukat Kayhan Selek’ in söylediği gibi, aşağıdaki sözün hakkını vermek her Bozkırlı’ nın görevi olması temennilerimle.

Bozkırlı Ali Dayıya sormuşlar:
‘Ali Dayı Bozkırlı olmasan ne olurdun?’
‘Valla çok mahcup olurdum yeğen.’

SORKUN’DA BAYRAMLAŞMA

0

Sorkun'da Bayramlaşma (07/07/2016)

Değerli sorkunlular,

Değerli misafirler,

Bayramlaşma etkinliğimize hoş geldiniz.

Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Tuttuğunuz oruçlar kabul olsun.

Ramazan Bayramınız kutlu olsun.

Sorkunlu olarak bir bayramda daha birlikte olduğumuz için çok mutluyum.

Gurbettekilerin

Sıladakilerle buluşması, baba ocağını ziyaret etmesi, anasını, eşini, dostunu kucaklaması ne güzel değil mi?

Gönül isterdi ki daha kapsamlı şenlikler düzenleyelim; insanlar mutlu olsun isterdik.

Ama buna da şükür.

SorkunDer, Sorkun’un ve sorkunlunun haklarını korumak ve savunmak için kurulmuş bir dayanışma derneğidir.

Biz dernek yönetimi olarak, Sorkun’u her ortamda en iyi şekilde temsil ettiğimize inanıyoruz.

Hemşehrilerimiz, yeter ki maddi manevi desteklerini esirgemesinler.

Ortak sorunlarımızı hep birlikte el ele verip çözelim.

Sorkunlu olarak ayrışmayalım kaynaşalım.

Güzelliklerimizi, acılarımızı paylaşalım.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizin ramazan bayramını içtenlikle kutluyorum.

Sağlıklı ve mutlu kalın.

Hoşçakalın.

Hüseyin Çetin-Sorkun Kasabası Kalkınma ve Dayanışma Derneği (SorkunDer) Başkanı

Sorkun, 07/07/2016

BAYRAMLAŞMA ETKİNLİĞİ

0

SorkunDer

Sorkun Kasabası Kalkınma ve Dayanışma Derneği (SorkunDer) olarak bu Ramazan Bayramının 3. günü (07.07.2016) Bayramlaşma Etkinliğini organize edeceğiz.

Gurbettekiler ve özledikleri yerlerdekilerle buluştuğu bir gün olarak bayramı kutlayacağız.

Tüm hemşehrilerimizi bu buluşmada kendilerini görevli saymalarını bekliyoruz.

Paylaşmak güzeldir.

Sağlıklı bir Ramazanın sonucunda güzel bir bayram geçirmeniz dileğiyle tüm hemşehrilerimizin,

Ramazan Bayramını içtenlikle kutlarım.

Sağlıklı ve mutlu kalın.

Hüseyin Çetin-SorkunDer Başkanı

Program:

1-Açılış Konuşması
2-Bayram Duası
3-Bayramlaşma
4-Etli Pilav ikramı(Mehmet Karagöz anısına)
Yer : Sorkun İlkokulu Bahçesi

Prof.Dr.Osman Tugay’a Ziyaret

0

Mehmet Başaran,Abdülkadir Seyrek,Hüseyin Osman Tugay

Bozkır Sorkun Mahallemizden Prof.Dr.Osman Tugay’ı Bozkır Meslek Yüksek Okulu  Müdürlüğü’ne atanması nedeniyle Çağlayandılar Dernek Başkanı Abdülkadir Seyrek ile birlikte Derneğimiz adına ziyarette bulunduk. Çeşitli görüş alış verişinde bulunduk. Görevinde başarılar diledik. Bozkır’ımıza hayırlı olmasını diledik. Kendiside üzerime ne düşüyorsa Bozkır’ımıza yapmaya devam edeceğini söyledi. Kendisine tekrar başarı dileyerek ayrıldık.

Hazırlayan:Hüseyin  Çetin – SorkunDer Başkanı


SORKUNDER 3.OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI

0

Sorkun Kasabası Kalkınma ve Dayanışma Derneğinin 3.Olağan Genel Kurulunda yeni seçilen üyeler aralarında aşağıdaki şekilde görev almışlardır.

1-Hüseyin Çetin-Başkan

2-Mehmet Başaran-Başkan Yardımcısı

3-Mustafa Sarıkaya-Sayman

4-Mehmet Akgül-Sekreter

5-Necati Gevenli-Üye

Sorkun Kasabası Kalkınma ve Dayanışma Derneğimizin tüm üyeleri,Sorkun’un ve Sorkunluların  haklarını en iyi şekilde korumak ve savunmak için ellerinden geleni yapacaklarına inanıyorum.

Genel Kurulumuzun Sorkun’na ve yöremize hayırlı olması dileğiyle; 2016-2019 döneminde üç yıl görev yapacak Yönetim Kurulu üyelerimize çalışmalarında başarılar dilerim.

Hazırlayan: Hüseyin Çetin-SorkunDer Başkanı

Doç. Osman Tugay Profesörlüğe Yükseldi

0

Prof. Osman Tugay

Prof.Osman Tugay’dan

TEŞEKKÜR
Sayın Selçuk Üniversitesi Rektörümüz Prof.Dr. Mustafa Şahin, 1 yıldan fazladır beklediğim Profesörlük kadrosuna atamamı gerçekleştirdi. Bu yüzden Sayın Rektörümüze teşekkür eder şükranlarımı sunarım.
Bu akademik anlamdaki kariyerimin en üst seviyesine ulaşmamda emeği geçen başta annem, babam, eşim ve kardeşlerim olmak üzere; akademik kariyerimin farklı aşamalarında yolumu açan Sayın Dekanım Prof.Dr. Mustafa Küçüködük, Doktora danışmanım Prof.Dr. Kuddisi Ertuğrul ve Y.Lisans Danışmanım Prof.Dr. Hüseyin Dural ile farklı üniversitelerdeki 100′ü aşkın hoca ve meslektaşlarıma teşekkür ederim. Hayatımın değişik dönemlerinde desteklerini ve yardımlarını gördüğüm arkadaşlarım, dostlarım, büyüklerim, akrabalarım, değerli öğretmenlerim ve varlıklarıyla üniversitemizi değerli kılan çok kıymetli öğrencilerime teşekkürü bir borç bilirim…
Sonuç olarak her ne kadar sivil hayatta akademik ünvanların bende çok anlamı olmasada, kurumsal anlamda çok önemli olduğunu biliyor ve yıllardır hedeflediğim Profesörlük kadrosuna ulaştığım için Yüce Allah’ıma şükrediyorum.


Saygı ve Sevgilerimle HAYIRLI RAMAZANLAR

Prof. Osman Tugay


Profesörlüğe yükselen Köylümüz ve SorkunDer üyemiz Osman Tugay’ı tebrik eder; bundan sonraki akademik kariyerinde ve sosyal yaşamında başarılar temenni ederiz.

Hüseyin Çetin-SorkunDer Yönetim Kurulu Başkanı

ORUÇ BAŞLIYOR (06/06/2016)

0


Hüseyin Çetin-SorkunDer Başkanı

Değerli Hemşehrilerim, yaşayanlara bir ramazan ayı daha geldi. Ramazanın manevi havası içerisinde tüm güzellikleri paylaşalım.

Birlik,beraberlik ve dayanışmamızı geliştirmek için elimizden geleni yapalım. Sorkunlu olarak birbirimizin elinden tutalım.

İhtiyaçlı insanlarımızı onurlarını rencide etmeden gösterişten uzak bir şekilde yardım edelim. Dernek olarak, istemeniz halinde vermek istediklerinizi organize edebiliriz.

Bu duygu ve düşüncelerle ramazan ayında tutacağınız oruçların;

Allah katında kabul görmesini dilerim.

Hüseyin Çetin-Sorkun Kasabası Kalkınma Derneği (SorkunDer) Başkanı

Aşağıdaki alıntı Wikipedi den bilgi amaçlı alınmıştır.

Oruç, İslâm’ın beş esasından biridir. Farsça “ruze” kelimesinden Türkçe’ye geçmiştir. Önceleri “Oruze” (günlük) olarak kullanılmış;daha sonra “Oruç” şeklinde söylenmeye başlanmıştır. Arapça karşılığı “savm” ve “sıyam”dır. Savm; ‘yiyip-içmemek’, ‘hareketsiz kalmak’ ve ‘her şeyden el etek çekmek’ anlamlarına gelir. Terim olarak oruç, “ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak kalmak”tır. Orucun farz kılındığını bildiren ayet şöyledir:“Ey inananlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de farz kılındı.”(Bakara, 2/183)

Oruç: Akıl baliğ sağlıklıklı insanlara farzdır.

Oruç tutacaklar şu konulara dikkat etmelidir:

1- Yazın sıcak ve kuru mevsimde uzun süre sıvı alımının kesilmesine bağlı olarak gelişmesi muhtemel dehidratasyon,[2] buna bağlı olarak Güneş altında veya sıcak ortamda çalışan iş guruplarında güneş veya sıcak çarpması risklerinin artışı,

2- Kronik hastalıklarda, hamile, diyabetik, hiper tiroidi, çocuklarda, yoğun fiziksel efor gerektiren işlerde çalışan kişilerde uzun süreli gıda alımının kesilmesi sebebiyle metabolik dengenin bozulması, doğum öncesi ve gelişim çağındaki çocuklarda yetişkinlikte öğrenim yeteneklerini de etkileyen gelişim yetersizliği,[3][4][5]

3- Kalp, karaciğer ve akciğer yetersizliği olan kişilerin oruç tutmalarında, uzun süreli açlık sonrası yenilen ağır bir yemek sonrasında solunum, dolaşım ve kalp yetmezliklerinin ortaya çıkışı,[6][7]

4- Diyabetiklerde, kansızlık ve tansiyon düşüklüğü olan kişilerde tansiyon ve şeker düşmelerine bağlı olarak meydana gelebilecek konfüzyonel durum ve bunun yol açabileceği trafik ve iş kazaları,

5-Geçici baş ağrısı; sıvı ve kafein alımının kesilmesi gibi etkiler.[2]

6- Psikosomatik değişiklikler; * Ramazan orucu ile ilgili olarak daha çok sıvı alımı, sigara, kafein alımı ve uyku yetersizliği gibi sebeplere bağlanan kognitif fonksiyonlarda azalma, irritabilite ve letharji artışı, gerilim ve migren tipi baş ağrılarında artış, bunun trafik kazalarında artış gibi yansımaları bazı araştırmacılar tarafından not edilmiştir.[8]

7- Anne sütüne etkileri; Birkaç çalışma Ramazan orucunun anne sütü üzerinde miktar ve bileşim olarak etkili olduğuna işaret etmektedir.[8]

8-Açlık orucu (açlık grevi)’inde uzun süreli hipoglisemi sebebiyle geri dönülmez nörolojik hasarlar görülebilir.

9- İdrar üzerine etkileri; Bazı araştırmalar Ramazanda Oruç tutanlarda gündüzleri idrar çıkışının azaldığına ve idrar osmolalite değerlerinin arttığına işaret etmektedir.[8] Bu değişiklikler idrarda taş oluşumu ve idrar yolu enfeksiyonları gibi ileri aşamalarda böbrek yetmezliği ile sonuçlanabilecek birtakım hasarlarla bağlantılı değişikliklerdir.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Oru%C3%A7

Berat Kandiliniz Kutlu Olsun

0

Yurttaş Hüseyin

Özüyle sözü bir güzel isteklerinizin bu gece ve her gece Allah katında kabul görerek aklanmanız dileğiyle Berat Kandilinizi kutluyorum.

Hüseyin Çetin Sorkun Kasabası Kalkınma ve Dayanışma Derneği (SorkunDer) Başkanı

https://tr.wikipedia.org/wiki/Berat_Kandili

Go to Top