MİRAÇ GECESİ KUTLU OLSUN

0

Miraç Gecesi

Sevgili Gönül Dostlarım,
Peygamber Efendimizin bu kutlu yolculuğu; sevgi, saygı, hoşgörü, sağduyu, iyi niyet, kalplere güzellik serpilen bir gün olması dileğiyle Miraç Gecemiz hayırlı olsun.
Hüseyin Çetin SorkunDer Başkanı

NEVRUZ BAYRAMI KUTLU OLSUN

0

Navruz

Sevgili Yurdum İnsanı,
21 Mart bütün varlıklar için uyanış, diriliş ve yaradılış günü olarak kabul edilen Nevruz/YENİGÜN bayramı  kutlu olsun.
Hüseyin Çetin SorkunDer Başkanı

DERNEK/STK İŞİ GÖNÜL İŞİDİR

0

Hüseyin Çetin SorkunDer Başkanı

Sevgili Yurdum İnsanları,

Dernek/ STK işleri gönüllülük esasına dayanır.
“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” Hz. Muhammed ve
“Hayatta en eakiki mürşit ilimdir.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri bizim için en güzel yol gösterici rehberimizdir.
Yaptığımız işlerin; takipçilerimizden beğeni alması ve desteklenmesi bizlere çalışma şevki  veriyor.
Bir takipçimizin yorumu: “Hüseyin Bey, seni bu sosyal faaliyetlerin dolayı yürekten kutluyorum. Keşke herkes senin gibi olabilse.Selam ve saygılar.” Güven Doğan
Sayfa ve guruplarımızı  takip eden takipçilerimize canı gönülden teşekkür ederiz.
Sağlıklı ve mutlu kalın.
Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

DEĞİŞİM SİZİNLE BAŞLAR

0

Değişim

“Değişim Sizinle Başlar

Her birey doğduktan sonra yaşadığı çevrede farklı ortamlarda farklı sosyal ilişkileri sonucu öğrenir ve öğrendiklerinin sonucu düsünce ve davranışlarında değişikilik olur. Diğer bir ifadeyle değişim öğrenmeyle olur.
Siz, çevrenizde iletişim kurduğunuz nesnelerden (kitaplar, insanlar, hayvanlar, sanat, eğitim, doğa gibi) farkında yada farkında olmadan sürekli etkilenerek öğrenirsiniz. Çevrenizdekiler de sizden etkilenirler. Bu anlamda öğrenme karşılıklıdır. Bu durumu daha iyi algılayabilmeniz için kendi kendinize şu soruyu sorun; Eğer bir ormanda tek başına yaşasaydım, şimdiki öğrendiklerimi öğrenebilir miydim?
Diğer insanlar üzerinde etki yaratıp, onların pozitif yönde değişmesini ancak doğru bilgiye sahipseniz ve bu bilgiyi davranışlarınıza yansıtabiliyorsanız gerçekleştirebilirsiniz. Nasıl? Doğru bilgi; size daha doğru kararlar vermenizi,  daha doğru çözümler üretmenizi, sorunların nedenlerini daha iyi anlamanızı, iletişimi daha iyi kurmanızı, kaşınızdaki insanları dinlemeyi ve onlarla empati kurmanızı öğretir.
Doğru bilgiye sahip olmanın diğer önemli bir faydası hemen suçlama moduna girmeden sorunun/konunun nedenlerini araştırmanızı ve anlamanızı öğretir.Bilginiz sayesindeki yapıcı, dinleyen, araştıran, mantıklı ve empati kuran davranışlarınız insanlar üzerinde daha kolay etki yaratır. Bu etkinin gücü ile insanların sizden yeni şeyler öğrenlerine katkı sağlarsınız.
Çevrenizdeki insanların size göre normal ‘olmayan’ davranışlarına kızmadan onların nedenini öğrenmeye çalışın. Öfke ve kızgınlık sizi gerer ve daha çok strese sürükler. İnsanlara (özellikle çocuklara, yaşlılara ve kadınlara) karşı şiddet, öfke ve tehdit kullanarak değişmeleri için etki yaratmak aradaki güvenin, sevginin ve saygının zayıflamasına neden olacağı için, insanların kendi içine kapanmasına ve kendisine olan öz güveninin eksilmesine neden olabilir.
Etrafınıza baktığınızda daha çok bağıranların, öfkeyi, intikamı, kini ve nefreti bir çözüm olarak görenlerin doğru bilgiden yoksun, cahiller olduğunu çok kolay fark edebilirsiniz. Bu insanlar komşunuz, mahallenin muhtarı, belediye başkanı yada devlet başkanı olabilirler, çünkü doğru bilgiye sahip olmak ne kalıtsaldır nede mirastır.
Doğru bilgiye sahip olmak sürekli öğrenmeyi gerektiren bir anlayıştır. Öncelikle bu anlayışa inanmanız gerekiyor. Farklı insanlarla tanışarak, çeşitli/farklı kitaplar, gazeteler, dergiler okuyarak, bilginizi sorgulayarak, seyahat ederek, tiyatro ve sinemaya giderek, dinleyerek, sanatla ilgilenerek, bir müzik aleti çalarak, yeni alışkanlıklar edinerek, sosyal ilişkilerinize ve sağlığınıza zarar veren alışkanlıklarınızı bırakarak kendinizi sürekli doğru bilgi ile donatabilirsiniz, yaşamınızda sürekli olumlu değişikliklere neden olabilirsiniz.
Doğru bilgi sağlıklı ve istikrarlı bir kişiliğin meydana gelmesi için temel bir nedendir. UNUTMAYIN! Aynı şeyileri yaparsınız ayni şekilde düşünmeye ve davranmaya devam edersiniz.”
CanAliCalhann

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

0

(8) Mart Dünya Kadınlar Günü

ABD’nin New York kentinde 1857 yılında yaşanan grevin ardından 120 kadın işçi feci şekilde can vermişti. Olayın sonrasındaki ilk yıllarda Kadınlar Günü için belirli bir tarih yoktu ve İlkbaharda kutlanıyordu. Dünya Kadınlar Günü’nün kökleri, işçi hakları hareketlerine dayanıyor ve 8 Mart Birleşmiş Milletler tarafından da Dünya Kadınlar Günü olarak kabul ediliyor.

Kadın ve erkek farklı cinslerdeniz ama birlikte insanız. Kadınlarımızın 8 Mart hak mücadelesi günlerini doğum günümde birlikte kutluyorum.
Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

ACIMIZ BÜYÜK

0

ŞEHİTLERİMİZ VAR

Çok çok üzgünüz.

Suriye’deki askeri kontrol noktalarımıza
Suriye tarafından 27.02.2020 tarihinde yapılan saldırılar sonucunda şehitlerimiz ve yaralılarımız var.
Acısını yüreğimizde derinden hissettiğimiz aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar dileriz.
Milletimizin başı sağolsun.
SORKUNDER YÖNETİM KURULU

SAĞLIK ELİMİZDE

0

Sağlık Elimizde

Bulaşıcı hastaliklardan korunmak için “ELLERİNİZİ” 20 saniye  yıkayınız ve kurulayınız.

Doğru Yöntemle El Yıkama Bulaşıcı Hastalıklardan Korunmamızı Sağlar

Günlük yaşantımız içinde el yıkamak hem kişinin kendi sağlığının hem de toplum sağlığının korunması açısından oldukça önemlidir. Hastalık yapan mikroorganizmalar kişiden kişiye en çok el yoluyla bulaşmaktadır. Bol su ve sabunla yapılan iyi bir el yıkama işlemi grip, nezle gibi birçok bulaşıcı hastalıktan korunmamızı sağlar.

Ellerimizi özellikle;

Dişlerimizi fırçalamadan önce
Yemeklerden önce ve sonra
Tuvalete girmeden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra
Hapşırdıktan ve öksürdükten sonra
Çöplere dokunduktan sonra
Dışarıdan eve girdikten sonra
Kedi, köpek ve tüm diğer hayvanlarla temas ettikten sonra mutlaka yıkamalıyız.

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI
SAĞLIĞIN GELİŞTİRİLMESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

MEDENİ KANUNUN KABULÜ, 17.02.1926

0

Medeni Kanun, 17.02.1926

Türkiye’de 17 Şubat 1926′da İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak TBMM’de kabul edilen ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe konulan 743 sayılı kanundur.

Türkiye Cumhuriyeti’iin Çağdaşlaşmasının yolunu açan kanun.
Yaşasın Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti.
Kurucu liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının ruhları şadolsun.

Hüseyin Çetin SorkunDer Başkanı

KARASU ÇAĞLAYANI

0

Karasu Çağlayanı, 06.02.2020

Sorkun/Kızılçal/Sugözü mevkiindeki “karasu” çağlayanı,  lodosun ve yağışların etkisi ile bu yılda çağlamaya başlamış. 06.02.2020

Doğanın canlanmasının bir göstergesi.

Yöremize bolluk bereket getirir; inşallah.

Fotoğraf: Mehmet Doğan

Hazırlayan Hüseyin Çetin SorkunDer Başkanı

SARIOT GÖLÜ BARAJI PROJESİ ÜSTÜNE

0
Sarot Gölü Barajı Projesi Üstüne

SARIOT GÖLÜ BARAJI PROJESİ

Benim görüşüme göre, Sarıot Gölü Barajı gerçekleşirse, sonuç kesinlikle Bir doğa cinayeti olur.  Milyonlarca yılda oluşmuş bu muhteşem yayla alanı, nice hayvanları beslemiştir.  İlkbahar ve Yaz aylarında, vadilerden akan soğuk pınarların can verdiği yeşil tepeler, belenler (=minicik tepe), koyaklar(=küçük vadicik), yazılar(=pınar suları ile beslenen dağ çimeni düzlük), elini daldırınca on saniye tutamayacağın kadar soğuk pınarların çoğu, bir çamur gölünü suları altında temelli yitip gidecek– tıpkı Çat köyünün Söğüt ovasında olduğu gibi. Öğrek dediğimiz at ve katır sürüleri, halkımıza süt, et, deri, kıl, ve yün veren nice sığır, davar, ve hatta Yörük akrabalarımızın develerini beslemiş yerler oraları.

Bir doğa harikası olan bu bölge, sır düdenleri için bile korumaya değer.  Çat, Dere, Sorkun, Karacahisar, Pabuççu ve hatta Akçapınar köylerine seyir(= eğlenceli dinlenme toplantısı) imkanı vermiş pınar başları kaybolup gidecek.  Düdenlerin beslediği Uluçay’ın gözünün de kuruyup kaybolacağından şüphe yoktur.

Ruhları bu yaylalarda gezen atalarımızın torunları, gençler, sizleri doğayı koruma hakkında var olan bilgi, bilim ve tekniğe dayalı, yasal direnişlere girişmeye çağırıyorum.

Dokuz yaşımda iken, Dere Yaylasının önündeki suyu erken çekilen, “Temelin üstü” denen bölgede, bir yaz boyu “Fink Bekçisi” olarak çalıştım.  Dere Yaylasını, sanki omuzunda taşır gibi yükselen Sığır İnİ diye bildiğimiz mağaranın içindeki düdene suların akıp yerin derinliklerine düşerken çıkan sesler, o büyük mağaranın tavanlarında dönüp dolaşıp bir kere daha kulaklarımıza geldiği zaman, ne kadar kutsal bir yerde olduğumu yaşadım.  Düdenleri kapatmak isteyenler, unutmasınlar ki,  gölün suları eninde sonunda yeni düdenler üretebilecektir.
(Bakınız: “Yitik Kültüre Ağıt, Çat’tan Çağlayan’a” kitabımda, Sayfa 166, “Fink Bekçileri” hikayesi)

Selam, Sevgi ve Saygılarımla,
Hasan Ali Çelik
Go to Top