BOZKIR’IN ESKİ CUMA PAZARLARI

0

Tarihi Bozkır Hükümet Konağı

BOZKIR’IN
ESKİ CUMA PAZARLARI
Perşembe gününden hareket başlardı.Yörükler develerle eşeklerle gelir pazara hem renk hem bereket katarlardı.
Yaylalarda ürettikleri hilesiz koyun peynirleri perşembeden satılmaya başlardı.
İlçemize bağlı 72 köyün insanı pazarı doldurduğu gibi civar ilçe ve köylerinden de insanlar akardı pazarımıza.
En önemli araç eşekler ve kamyonlardı.
Köylümüz ürettiği her türlü sebze,meyve bakliyat gibi ürünleri eşeklere yükler gün doğmadan pazara gelirdi.
Mevsimine göre sandık sandık domates,salatalık,biber genellikle Fart’tan
Küfelerle üzüm Asarlıktan,kiraz Ulupınardan…
O kadar zengin ve çeşitlilik hiç bir pazarda olmazdı.
Ürünler doğaldı fenni gübre ilaç kullanılmazdı.
Pazar köylülerimizin buluşma günüydü.
Esnafında yüzü gülerdi.Köylü bereket getirirdi kasabaya.
Köylümüz sattığını satar alacağını alırken öyle şimdiki gibi bir kilo iki kilo almaz çuvalla sandıkla alırdı.
Plâstik kasa ,poşet,naylon yoktu.Sepet ,sele,küfe(köfün) heybe,tehliz çuval,kıl çuval,tahta sandık kullanılırdı.
Yayladan getirilen karla karlama yapılır temmuz sıcağında serinlerdik.
Rahmetli Bakı dayının dondurması Cuma Pazarının bir numarasıydı bence.
Bizde çeşmenin yanına bakır kapları yayar  güzel satış yapardık.
Kahveciler,Lokantacılar müşteriye yetişmekte zorlanırlardı.
İkindiye doğru köylümüzün köyüne dönme telaşı başlardı. Eşekler bağlandıkları yerden alınır ücreti ödenirdi. Heybeler çuvallar yüklenir köyün yolu tutulurdu.
Kamyonlarla gelenler salkım saçak eşyalarının üzerine biner öyle dönerlerdi köylerine.
Akşam olunca kasabanın içini mis gibi bir koku kaplardı. O koku zeytinyağında kızarmış Sogla (Suğla)’nın karabalıgı sazanı kokusu olurdu…
Şimdi o güzel,bereketli günleri arıyoruz ama hiç olmazsa biz yaşadık o günleri…
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer..
Kalın sağlıcakla…
Sabahattin Otçu

Teşekkürler Sabahattin Otçu
Hükümet Konağının yanında çok patates fasülye sattım. Yıl 1965 yaş 11 idi hatırlayabildiğim kadarıyla.
Bir  Cuma Pazarı sabah erkenden iki kişi  geldi. Patates kaç kuruş dediler.
50 Kuruş dedim.
Tamam dediler. Biri dizledi  pateateslerin irilerini seçmeye başladı. Seçmeyin alacaksan seçmeden al dedim.
Kaymakama alıyorum; dedi. Kaymakamından başlatma dedim. Meğer yanındaki Kaymakam mış.
Çocuğun dediği gibi al dedi. Geçmiş gün aklımda kalmadı. 6 kilo patatesimi alıp gittiler.
Şimdiki zamanlarda öyle olgun yöneticileri mum ışığıyla arar oldum.
Sabahattin Otçu, anınızı alıntı olarak paylaşacağım izninizle.
Sevgi ve saygılarımla.
Hüseyin Çetin, SorkuDer Başkanı

İletiyi düzenle

MOBBİNG/GÜCÜN KÖTÜYE KULLANIMI

0

Yurttaş Hüseyin

Devletin verdiği yetkiyi veya nüfus ve parasının gücünü, haksızlığa ve vicdansızlığa sebep olacak şekilde kullananlara hakkımı helal etmiyorum; gönül dostlarım, siz de helal etmeyiniz.
Dik durup hak mücadelesi yapın.
Yaşam kutsaldır.Her insan onuruyla yaşamalıdır. Allah, bizi bu dünyaya insan olarak getirdiğine göre; mükemmel olamasak bile en iyi insan olmaya çalışalım.
Sevgiyle sağlıcakla kalın Yurdum İnsanı.
Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

İletiyi düzenle

5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ

0

Doğa

Deşarj

Marmara Denizi/Sonuç

5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ
İnsanların çevreye olan duyarsızlıkları sonucu; insanlık, kendi yaptıklarıyla kendi sonunu getirecektir.
Kur’anı Kerim’in Rûm Suresi – 41 . Ayet Tefsiri diyor ki:
“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara ­tattırıyor.”
Bilimsel verileri dikkate almayan yetkili ve etkili kişiler, misafir olduğumuz bu dünyayı yaşanmaz kılınmasına seyirci kalmaktadır. Doğal çevresini hor kullananlar, hem bu dünyada hem öbür dünyada hesabını verebilecekler mi acaba? İnancım odur ki; veremiyeceklerdir.
Ülkemde, kara da maden aramalarında, hatta dışarıdan çöp/atık madde ithal edilerek, deniz de fabrikaların atıkları ve kanalizasyonlar denizlere deşarj/boşaltılmak suretiyle, havada/atmosferde teknolojide, buzdolabı, aydınlatma araçlarında kullanılan uçucu gazlar, fabrika bacaları; uluslararası tedbir kararları alındığı halde birçok gelişmiş ülkeler dahil aldıkları kararlara uymamaktadır.
Son olarak dünyayı saran salgın hastalıklar ve Marmara denizinde yaşananlar, doğal felaketin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir.
Çevreye duyarlı bir yurttaş olarak duygularımı ve bildiklerimi bu kadar ifade edebiliyorum.
Gerisini bilim insanlarının verilerine ve de bu verilerin gereğini yapacak yetkili ve etkili kişilere bırakıyorum.
5 Haziran Dünya Çevre Gününü, geleceğimiz açısından iyi dileklerimin dışında kutlayamıyorum; üzgünüm.
Hüseyin Çetin
Bozkır/Sorkun, 05.06.2021

ATAM SANA MİNNETTARIM

0

Yurttaş Hüseyin

GENÇLİK HAFTASI

ATAM SANA MİNNETTARIM

Gelibolu’da Çanakkale geçilmez dedin, Osmanlı’nın şerefini kurtardın.

Kurtuluş Savaşı’nda hattı müdafaa yok sathı müdafaa var dedin, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdun.

Ay yıldızlı bayrağımızı yurdumun üstünde dalgalattın, dünya’nın mazlum milletlerine örnek oldun.

Yurtta sulh, cihanda sulh dedin, dünyaya barış ve güvenliği hedef gösterdin.

Tekke ve zaviyeleri kapattın, müslümanların kutsiyetini korudun.

Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin dedin, engin ufuklara açılan yollarımızı aydınlattın.

Cemalini görmesem de Sen, benim ruhumdasın, Atam sana minnettarım!

Benim en büyük eserim dediğin Cumhuriyet’e sahip çıkan gençlere hakkını helal et Atam.

Kurtuluş Savaşı’nı keşke Yunan kazansaydı diyen nankörlere, hakkını helal etme Atam.

En büyük Türk Atatürk; ruhun şad, doğum günün kutlu olsun!

Hüseyin Çetin (Konya, 19.05.2021)

Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! (1927)

RAMAZAN BAYRAMI/2021

0

SorkunDer

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Müslümanlar, bir kez daha Ramazan Bayramı’na ulaşmanın mutluluğunu yaşıyor. İslam dini için yılın en önemli günlerinden biri olan Ramazan Bayramı, corona virüsü sebebiyle bu yıl da evlerde geçecek. Bu bayram belki birbirimizden uzağız ama, gönüllerimiz daima bir kalacak.

Değerli hemşehrilerimiz, daha mutlu bayramlarda bir arada olmak ümidiyle; Ramazan Bayramımızı kutluyorum.

Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

YAŞAYAN DEĞERLER

0

Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

Yaşayan değerler, toplumları birleştirir ve geliştirir.Bu değerlerin bazılarını sıralarsak;

  • Nimete saygı,

  • Yalan söylememek,

  • Haram yememek,

  • Hak,

  • Hakkaniyet,

  • Vicdan,

  • Duygudaşlık/Empati,

  • Biz olmak,

  • Yardımlaşma,

  • Özgürlük,

  • Mutluluk,

  • Dürüstlük,

  • Alçak gönüllülük,

  • Sevgi,

  • Barış,

  • Huzur,

  • Saygı,

  • Sorumluluk,

  • Sadelik,

  • Hoşgörü/Tolerans,

  • Birlik,

  • V.b. . .

Prof.Dr. Psk. Doğan Cüceloğlu ifadesiyle;

“Söz konusu yaşayan değerler toplumsal sağlığın bağışıklık sistemini oluşturur.

Bir başka deyişle yaşayan değerler bir toplumun gizil gücüdür. Nasıl ki insanın bağışıklık sistemi güçlü ise hastalığa yakalansa dahi biraz ateşlenip yatağa düşmeden atlatır; bir toplumda yaşayan evrensel değerler varsa, o toplum da belki sarsılır ama hasta olup yatağa düşmez.”

Toplumsal yaşam, huzur ve barış içinde gelişerek sürer gider.

Yurttaş Hüseyin

SorkunDer Başkanı

E S K İ B A Y R A M L A R

0

Mithat Arı

E S K İ   B A Y R A M L A R

Yaşamın  her döneminin ayrı güzellikleri vardır.  Eski bayram ve belli günlerin ayrı bir güzelliği vardı. Bayramlar ve belirli günler yine var fakat eski insanlar yok. Samimiyet ,duygudaşlık , insaf, merhamet, yardımlaşma gibi insanı insan yapan değerlerin azaldığını veya yok olduğunu üzülerek görüyoruz.
Burada geçmişte yazdığım bir alıntıyı aktarıyorum. Önümüzde  Ramazan bayramı var. Belli bir yaşta olanlar o günleri  anılarında yaşasın, gençler  vay be desin diye.  Bayramınızı şimdiden kutlarım.
Dini bayramlardan önce bayram hazırlıkları yapılırdı. Bunların en önem¬lisi ‘bayram kömbesi’ hazırlanmasıdır. El değirmenlerinde çekilen bulgur gözenekleri un eleğinden büyükçe olan, bulgur eleğinden elenirdi. Eleğin üstündeki kalanlar bulgur, alta geçenlere bulgur unu(Düğü) denirdi. Elde edilen bulgur unu(düğü-irmik) teknede fazla koyu olmayacak şekilde(Biraz akışkan) arife günü akşamı mayalanmaya bırakılırdı. Arefe günü sabahı erkenden kalkılır, kömbe tavasında(tın tava, demir saçtan yapılan çeşitli ebatlardaki tava) tek tek yağlanarak pişirilirdi. Kömbelerin pişmesi için muharada(ocakta) bir düzenek kurulur. Üste bir sayacak(saç ayağı) onun üstüne de tava ve tavanın üstüne ters çevrilmiş saç konulurdu. Mayalanmış kömbe hamuru tavaya konur alttan ateş yakılır, üstteki sacın üstüne de kor veya hafif ateş yakılırdı. Kömbeler iki ateş arasında nar gibi kızarırdı. Daha güzel görünsün istenirse üstüne yumurta sürülürdü. Bu yumurta sürme işi bulağaç denilen tavşanın arka ayağı ile yapılırdı. Bu tek tek kömbe pişirme işi arife sabahına; hatta kuşluğuna kadar sürebilir. Kömbe pişirme işlemi sırasında arada bir ateşe yağ atılır, bacadan yağın kokusu etrafa yayılırdı. Bu, o ocağın(evin, hanenin) içinde soyun devam ettiğini geçmişine duyurma, eski bir Türk geleneğidir. Ocağın tütsün dileği ve ocağın sönsün ilenci bundan olsa gerek…
Arife günü sabahleyin erkenden mahallenin çoçukları küme küme kapı¬ları dolaşarak kömbe dişirirler (isterler, devrişirler). Topladıkları kömbeleri her küme aralarında av yarı pay yarı eşit olarak paylaşıp hisselerine düşenle¬ri evlerine götürürler. Bu kömbeler, çocuğa aittir, başkaları yiyemez.
Bayram adetleri eğlenceleri arife gününden başlar. Erkekler öğle ya da ikindi, camiiden sonra toplu halde kabir ziyaretine gidip dua ederler.
Bayram günü sabah namazı ve bayram namazı için erkekler cami de top¬lanırlar. Kadınlar sabah namazından önce kuyulardan, çeşmelerden testileri¬ni doldurup getirirler. Bu suların zemzem olduğuna inanılır.
Erkekler bayram namazından gelinceye kadar kadınlar sofra hazırlarlar. Hazırlanan bu sofralar erkeklerle birlikte, cami önüne götürülerek bayram yemekleri topluca yenilir. Kadınlar evde yerler. Yemekten sonra bayramlaş¬ma başlar. Bayramın barik (mübarek) olsun diyerek tokalaşırlar. Her aile yaş¬lılarını bayramlamaya gider. Gençler cami önlerinde, odalarda toplu halde bulunan büyükleri bayramlarlar.
Kurban bayramlarında, bayram namazından sonra hemen kurban kesi¬mine başlanır. Öküz, deve kesenler, etleri bölüşüp evlerine taşıyıncaya ve ka¬dınlar etrafı temizleyip süpürünceye kadar, kurbanlığın ciğeri de kavrulmuş, yenmeye hazırlanmış olur.
Kurban etinden yedi pay ayrılarak kurban kesememiş yedi haneye bi¬rer pay verilinir. Kalanlar kavurma yapılır, dağarcığa konulur. Kaburgaları ala etli güneşte kurutulur. Davarın karnına gelen yerlerinden sırım dilinerek yine güneşte kurutulur. Kuru kaburgalar kışın yemeklere özellikle tarhana aşına bir parça atılır. Sırımlar korda çözdürülerek (ateşte sucuk kızartır gibi) birer lokma ağza atılarak dakikalarca çiğnenip et tütüsü alınır. Kalan etli ke¬mikler büyük bir bakır tencerede ya da küçük bir haranada sabaha kadar lığla(iyice pişme) gibi pişirilerek ertesi günü sabahleyin haşlama olarak yenilir. Bazı köylerde de bu pişirilmiş etler cami önünde her evden gelenlerle bir kazanda karıştırılarak ısıtılıp topluca yenilinir.
İşkembeler karın kavurması yapılır. Kuyruk ve iç yağları sızdırılıp don yağı elde edilir. Yağı süzülünce kalana ‘kakırt’ denilir ki soğanla yufka ekmeğe dürülüp yenilir. En sona kalan kelle ve paçalar ateşte ütülerek tütülüce pişirilir.
Bütün yıl ete alışmamış mideler kurban bayramlarında, genellikle bozulur.
Bayram bitinceye kadar işe-güce gidilmez. Yalnız keşik davarı, sıra kime gelmişse gütmek zorundadır. Keşik davarın güdülmesinde hiçbir aksama, hiçbir haksızlık olmaz. O nedenle Bozkır köylüleri: ‘Bizim hükümetin işleri keşik davarı gibi aksamadan yerine getirilirse Türkiye’nin sırtı yere gelmez’ derler. Bayramda hayvanların çifte (tarla sürme) yüke koşulması günah sayı¬lır, yaş ağaç kesilmez. ‘Bu ağır mübarek günlerde’.
Bayram süresince köyün içinde gezip eğlenmek, oyunlar oynayıp hoşça vakit geçirip dinlenmek, küsleri barıştırmak bayramların iyiliklerindendir.
Bu bayramları yaşayan biri olarak, o günleri özlemle anar tüm dost, akraba ve sevenlerime Ramazan Bayramını en içten dileklerimle kutlarım..
Mithat Arı
(Bu alıntı Mithat Arı’ nın Bozkır Dedikleri isimli kitabından alınmıştır.)

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı’nın 101. Yılı Kutlu Olsun

0

Ankara, 23 Nisan 1920

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı’nın

101. Yılı Kutlu Olsun

Cumhuriyet kolay kurulmadı.

Osmanlı İmparatorluğu, Sevr Antlaşmasını imzalayarak kendini imha ettikten sonra Atatürk önderliğinde yeni bir devlet kurmak üzere yola çıkıldı.

Amasya Genelgesi ile; milleti, yine milletin kendisinin azmi ve kararlılığının kurtaracağını beyan edilerek Kurtuluş Savaşı başlatılmıştır.

Cumhuriyet rejimine giden bu süreçte, ilk adım, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıdır.

Kurtuluş Savaşı bir tek kişinin tek başına aldığı kararlarla kazanılmadı.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin verdiği kararlarla Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türk Milleti ile kazanılmıştır.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın nasıl kazanıldığını Nutuk/Söylevinde anlatmıştır.

Tüm yurttaşlarımızın okuması gerekir.

Bu duygu ve düşüncelerimle;

Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan; kaderde, kıvançta ve tasada ortak duygulara sahip tüm yurttaşlarımızın ve çocuklarımızın,

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum.

Hüseyin Çetin

SorkunDer Başkanı

ANDIMIZ

Türküm,

Doğruyum,

Çalışkanım,

İlkem;

Küçüklerimi korumak,

Büyüklerimi saymak,

Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ey büyük Atatürk;

Açtığın yolda,

Gösterdiğin hedefe,

Durmadan yürüyeceğime and içerim.

Varlığım;

Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türküm diyene!

DÜNYA SU GÜNÜ

0

Karasu

Dünya Su Günü/22 Mart

Biz bu dünyayı atalarımızdan miras değil, geleceğe bırakacağımız emanet aldık.

Habitat/bitkinin doğal olarak yetiştiği yeri, yurdunu bozmayalım.

Ekoloji/canlıların hem kendi aralarındaki hem de çevreleriyle olan ilişkilerini tek tek veya birlikte inceleyen bilimdir.

Dünya yüzeyinin ¾ su ile kaplıdır.

Türkiye’nin de üç tarafı sularla çevrilidir.

Metabolizmamızın % 70′ine yakını sudan oluşuyor. Doğal yaşamın sürdürülmesi için su vazgeçilmezimizdir.

Doğamızı/çevremizi tahrip etmeyelim. Sanayii ve evsel atıklarla, suyumuzu kirletmeyelim. Suyu idareli kullanalım.

Dünyanın geleceğinde canlı yaşamın sürmesi için çevremize karşı duyarlı olalım.

Su, insanların geleceği olduğu unutulmamalı sahip olduğumuz kaynaklar hepimizindir.

Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

NEVRUZ/BAHAR BAYRAMI KUTLU OLSUN

0

Foto: Prof. Osman Turgay

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,
3000 yıldan beri kutlanmakta olan Pers kökenli bu şenliği, 2010 yılında Dünya Nevruz Bayramı ilan etmiştir.
28 Eylül – 2 Ekim 2009 arasında
Abu Dhabi’de hükümetler arası toplanan Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu, nevruzu Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi ‘ne dahil etmiştir. 2010’dan başlayarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 21 Mart’ı “Dünya Nevruz Bayramı” olarak kabul etmektedir.

Kuzey Yarımkürede doğanın canlanmaya başladığı gün olan 21 Mart Dünya Nevruz Bayramı Kutlu Olsun.

Hüseyin Çetin, SorkunDer Başkanı

Go to Top